Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dilek ÖZTÜRK
deyman21@hotmail.com
SEVİLEN KİM
15 Şubat 2012 arşamba Saat 07:08

Hazreti İbrahim, kendi kavminin sevip bağlandıklarına “La uhibbil afiliyn, Ben batanları, kaybolanları sevmem” diyerek gerçek sevginin Allah’a olacağını ifade etmiştir . Onun dışındaki bütün varlıklar bize onu hatırlatan bir ayet olduğundan, bunlara olan sevgimizde mecazidir. Ayın ışığında, ağacın yeşilinde Onu hatırlarız. Gülü koklarken sevdiğimiz, eşimizin gözlerinde dalıp gittiğimiz aslında Odur. Allah’tan bağımsız bir sevgi değil, sinede bir yüktür. Çünkü sevginin kaynağı da O’dur. Yüz kısım rahmetinden bir kısmını dünyada yarattığı bütün canlılara pay etmiştir. Yırtıcı hayvanlar dahi çocuklarına güzel davranıyorsa onun rahmeti sayesindedir. Şairin  dediği gibi; “Ayın günün doğuşunda; Kelebeğin uçuşunda; Yağan karın tanesinde; Rüzgârların sesinde; Âşıkların sinesinde; Sen varsın, sen varsın”…
Ali İmran suresinin başlarında,  kadınlara, oğullara, kantar kantar altına ve gümüşe, ovalara salınmış atlara (arabalara), mala ve mülke şehvet derecesinde sevgi insanlara hoş gösterildi, buyuruluyor. Aslında nefsimizin sevgisidir şehvet. Ruhumuzun sevgisi ise rahmettir. Bir insanda beğendiğimiz fiziki güzellik onun kendisine mi aittir? Yoksa onu yaratana mı? Etrafındakilere hakaret eden, ağzından tükürük saçarak bağıran, kendinden başka kimseyi adam yerine koymayan bir kimse dünya güzeli olsa kimse sevmez. Aslında bir insanda güzel gördüğümüz onun davranışlarıdır.
Günümüz dünyasında her şeyin sunileştiği bir gerçektir. Havanın, suyun, yediğimiz ekmeğin doğallığını kaybetmesi bir yana sevgilerimiz de sunileşti. “Seviyorum, ölüyorum, onsuz yaşayamam” diye ağıt yakanlar önlerine ufak bir engel çıktığında “Kapı açık, arkanı dön ve çık; istenmiyorsun artık” deyiveriyorlar.  Nefislerini okşamadığın, önlerine hediyeler koymadığın zaman bir değerin kalmıyor “Senin sevgine muhtacım” diyen sevgilinin (!) gözünde. Bu anlayışa sahip olanlardan birisi erkekleri şöyle tarif ediyordu bir televizyon programında. Erkeklerin dekoltesi (kadınlar için cezbedici yanı) cüzdanlarıdır, diyordu. Böyle bir anlayışa türkü çağırılmaz da ne yapılır siz söyleyin. “Bu nasıl sevgi aaaahhh, bu ne ızdırap. Zavallı gönlüm, ne kadar harap”. 
Kapitalizm ya da “paran kadar adamsın”, ideolojisi her şeyi paraya tahvil etmekten çekinmedi. Bütün derdi ihtiyacın kadar al anlayışını devirip, ne yaparsan yap mutlaka bir şeyler al tabusuna çevirdi. Bu manada kapitalizm alışveriş, tanrısının bir putu, marketler ise onun mabetleridir. Alışveriş tanrısı, insanları kaynaştıran sevgi gibi muhterem bir duyguyu bile bayağılaştırdı. Anneler, babalar, öğretmenler, sevgililer için birer gün icat ederek sevdiğimiz her şeyi birer eşyaya dönüştürüverdi. Allah’ın ve peygamberinin sünneti olan hediyeleşmeyi çirkinleştirdi. Belli günlerde insanların kendilerinin en tabii hakkı olarak görmeye alıştırıldığı hediyeler, artık kalplerimizi kaynaştırmak bir yana ayrıştırıyor. Gelin hep birlikte insani değerlerimize sahip çıkalım. İmanın ticaretini yapanda iman, sevginin ticaretini yapanda sevgi arama yanlışına kapılmayalım. Kapitalizmin oyuncağı haline gelerek sevgimizi, sevdiklerimizi kurban etmeyelim. Sevgi emektir. Sevgi değer vermektir. Sevgi paylaşmaktır. Sadece bir gün değil bütün bir ömür sevmektir. Mezara kadar değil, ebede kadar paylaşmayı düşünmektir. Ölçümüz “Sevdiğini Allah için sevmek, sevmediğinden Allah için nefret etmektir ”.

Bu yaz toplam 67 defa okundu.
Bu Yazya Henz Yorum Eklenmemi.
Köşe Yazıları
Necmettin ÇALIŞKAN
BİTMEYEN ACI; ERİTRE
Mustafa HAFİF
A'RAF SÜRESİ 27-35
Selim DEMİRLİ
MÜSLÜMAN VE HEDEF
Meltem KURTOĞLU
Ammar ibni Yâsir (RA)
Selami ÇEKİÇ
Farklı Hayat 125
Dilek ÖZTÜRK
ANNELER GÜNÜ
Remziye GÜNEY
Dur Düşün 107
Ahmet YILDIRIM
RABBENA
Nevzat LALELİ MİLLİ GENÇLİKLE
TÜRKİYE GÜCÜNÜN FARKINDA MI?
NEVZAT LALELİ "YUVAMIZ"
NEYE NASIL İNANIRIZ