Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Firdevs KILINÇ
fkilinc@hataymanset.com
SEVGİ İLE KUCAKLAYALIM
15 Aralık 2011 Perşembe Saat 08:28

3 Aralık Dünya Engelliler Günüydü. Birçoğumuz belki bu günü duymadı veya televizyonda bir küçük haber olarak izledi, belki de gazetede vicdani sorumluluğunu yerine getiren bir köşe yazarından okuyup, üzüldü. Engelli bir çocuğu olan anne- babanın yaşadığı hayal kırıklıkları, çaresizlikleri, yalnızlıkları fark edilmeden dinlenecek bu haberler. Sonra unutup gideceğiz engellileri ve ailelerinin sessiz çığlıklarını...  
          Bir çocuk dünyaya geldiğinde ne kadar mutlu oluruz. O bebek, yeni bir umuttur. Her şeyimizi ona göre düzenleriz. Onun için uykusuz kalır, eve kapanır ve birçok aktiviteden gönüllü vazgeçeriz. Onların attıkları gülücükler dünyamızı ışıtır. Oysa o ışıltıyı göremeyen aileler de var çevremizde. Duyarlı olduğumuzda karşılaştığımız olaylar bizleri içine çeker. Adana Balcalı hastanesinde gördüğüm manzarayı hiç unutamıyorum. İlk çocuğu anormal büyüme hastalığı ile doğan genç bir anne... Çocuğu 8 aylıktı ama fiziksel olarak 5 yaşında gibiydi. Çocuktan hiçbir tepki gelmemesine rağmen, genç annemiz kızını sevgi ile öpüp okşuyordu ki; bu kutsal tabloyu izlerken duygulanmamak mümkün değildi.       
           Engelli bir çocuğa sahip olmak kimsenin tercihi değildir. Böyle bir durumla karşılaşılınca hemen suçlu aranmaya başlanır. Önce kendinde arar suçu anne ya da baba: “Nerede hata yaptım” diye. Sonra Allah'a döner: “Neden beni seçtin” “Neden benim çocuğum” diye. Umutsuzluk, yalnızlık ve çile yolculuğu başlar. İşte tam bu anda etraftaki insanların desteği aranır. Prof. Dr. Mim Kemal ÖKE, kızı Nazlı'nın bir down sendromlu olarak doğmasının, ilk zamanlarda kendilerine verilen bir ceza olduğunu düşündüğünü belirtir.  Bu sendelemeden sonra kendisini toparladığını ve hayatını kızına göre şekillendirdiğini söyler. Ortanca kızımın rahatsızlığını öğrendiğimde benim durumum da bundan çok farklı değildi. Sanki dünya başıma yıkılmıştı. “Hayır olamaz” dedim. Özürlü bir çocuğa sahip olmayı kabullenmem hayli zamanımı aldı. Beş gün beş gece uykusuz kaldığımda nelerin beni beklediğini bilmeden sadece Rabbime yöneldim. Sonra bunu imtihan olarak görmem gerektiğini, evlatlarımızın bizlere birer emanet olduğunu idrak ettim. Bu süreçte en büyük destekçilerim ailemdi. Nefsime çok ağır gelen bu yükü onların sayesinde hafifletebilmiş, nefes alabildiğimi hissedebilmiştim. Allah onlardan razı olsun…
          Etrafımızda engelli olan veya engelli çocuğu olan bir yığın insan vardır.  Onlara baktığımızda hemen acıma duygularımız ortaya çıkar. Oysa onların acınmaya değil, yardıma ve sevilmeye ihtiyaçları var. Bencilleşen ve bireyselleşen insanımız gündemini meşgul etmemesi için bu ortamlardan uzaklaşmayı, kopmayı tercih ediyor. Sadece dilde kalan destek cümleleri ile kendi vicdanlarını teselli etmeye uğraşıyor. Ama unutmayalım ki orada karşılıksız emeğin kokusu ve sevginin gerçek yüzü vardır. Sabrın adresi işte tam da burasıdır.
 Konuşabildiğimiz, yürüyebildiğimiz, görebildiğimiz, yiyip içebildiğimiz için, en önemlisi hissedebildiğimiz için hangimiz Allah'a tam olarak şükredebiliyoruz? Çevresindeki güzellikleri göremeyenler, gökyüzünün mavi olduğunu bilemeyenler, bir suyun sesini duyamayanlar, bir çiçeğin kokusunu alamayanlar var etrafımızda. Ellerini kaldırarak dua dahi edemeyenler var. Sonbaharda sararmış, parkları sarmalamış hazan yaprakları arasında yürüyemeyenler var...
 Bunları unutmadan sağlığımızın şükrünü sadece dille yapmayalım. Ben derim ki; hastanelerin çocuk nöroloji polikliniklerine uğrayın; orada vücudu tutmayan, gülücük dahi atamayan çocuklarını sevgi ile öpüp okşayan, saran anne ve babaları görün. Ya da bir rehabilitasyon merkezine yolunuzu düşürün. İğneyle kuyu kazmak ne demek canlı örnekleri orada görün. Dünyadan bihaber çocukların, gençlerin size sevgi ile baktığına şahit olun.
 Gelin bu haftayı engellileri ve ailelerini anlamaya çalışarak geçirelim. Anne-Baba olarak çocuklarımızın elinden tutalım; öğretmensek öğrencilerimizin önüne düşelim; STK'larda isek bir grup oluşturalım. Kısacası nerde, ne isek engelli eğitim merkezlerine gidelim. Onlara yalnız olmadıklarını hissettirelim. Onları acıma duygusuyla değil SEVGİ İLE KUCAKLAYALIM…       Vesselam...

Bu yaz toplam 980 defa okundu.
Bu Yazya Henz Yorum Eklenmemi.
Köşe Yazıları
Necmettin ÇALIŞKAN
BİTMEYEN ACI; ERİTRE
Mustafa HAFİF
A'RAF SÜRESİ 27-35
Selim DEMİRLİ
MÜSLÜMAN VE HEDEF
Meltem KURTOĞLU
Ammar ibni Yâsir (RA)
Selami ÇEKİÇ
Farklı Hayat 125
Dilek ÖZTÜRK
ANNELER GÜNÜ
Remziye GÜNEY
Dur Düşün 107
Ahmet YILDIRIM
RABBENA
Nevzat LALELİ MİLLİ GENÇLİKLE
TÜRKİYE GÜCÜNÜN FARKINDA MI?
NEVZAT LALELİ "YUVAMIZ"
NEYE NASIL İNANIRIZ