Fazla abarttın dedirtmeden; şimdi de siyasi noktalara temas ederek bu yazı ile Malezya konusunu nokta koyalım.
Malezya'da sosyal özgürlük alanı geniş olmakla birlikte, siyasi özgürlük kısıtlı. Nüfus yapısı içinde büyük çoğunluğu ve hakimiyeti yüzde 60'lık kesimi teşkil eden Müslümanların dışında; Hıristiyan, Hindu, Budist, putperest gibi her inanıştan insanlar var. Herkes özgürce ibadetini yapabiliyor. Çin kökenli vatandaşların balkonları, bir ton taş/heykel dolu. Önüne gelip ilginç hareketler/ibadet yapıp odalarına giriyorlar. Ülkede bulunan 14 eyaletten ikisi PAS İslam Partisi tarafından yönetiliyor. Bunlardan birinde tamamen; diğerin de Çin kökenli gayri Müslim vatandaşların nüfus yoğunluğundan dolayı büyük ölçüde şer'i kurallar uygulanıyor.
Yönetimde güven verdiklerinden, ayrımcılık yapmayan, adil, rüşvetsiz, özgürlük ve sosyal yardımlı yönetim anlayışı; ülkedeki gayri Müslim azınlıkların büyük ölçüde kendilerine oy vermelerine neden olmuş.
Ülkede merkezi hükümet yapısal anlamda çok güçlü. Her konuda karar merci kendisi. Bağımsız bir seçim kurulu yok, seçim kurulu hükümete bağlı olarak çalışıyor. İktidarlar beş yıllık süreç için seçilmekle birlikte, ne zaman seçim yapılacağına hükümet karar veriyor, ansızın seçime gidebiliyor. Halkın geneline yönelik gazete çıkarmak, radyo-televizyon yapma izni hükümette. Siyasi partiler yalnızca kayıtlı üyelerine yönelik yayın yapma hakkına sahipler. Başkaca seçmene ulaşmaları mümkün değil. PAS'ın gazetesinin ayda bir çıkmasına izin veriliyor, ancak ayda bir defa muhalefet yapabiliyor, seçmene ulaşabiliyorlar. Radyo ve televizyon imkanları yok. Teknolojinin ileri düzeyde geliştiği ülkede, tek teselli kaynağı son dönemde yaygınlaşan sosyal medya. Buradan halka mesajlarını iletme imkanı buluyorlar. Bir siyasi parti halka basın yayın yoluyla ulaşamayınca da kendini anlatma fırsatı bulamıyor. Eski Eyalet Başbakanı ve PAS Genel Başkanı Abdulhadi Avang diyor ki; "Halk, ancak seçilip görevde olduğunuz yerlerde icraatlarınızı görerek hakkınızda fikir sahibi oluyor. Seçim kazanmadığımız eyaletlerde kültürlü kesim ve şehir merkezlerinde yaşayanlar bir şekilde gelişmeleri görebiliyor, sesimiz duyuyor; ancak köyler ve varoşlara ulaşma imkanı bulamıyoruz.
Bu gün de Avang' ın derin bir iç çekerek söylediği bir cümle ile noktalayalım."Bizler eli kolu bağlı tutsak kimseler gibiyiz. Sesimizi duyuramıyoruz, oturduğumuz yerde kıvranmaktan başka elimizden bir şey gelmiyor. Siz, basın-yayın konusunda ne büyük şanslısınız. Gazetenizin, radyonuzun, televizyonunuzun kıymetini bilin."
Bu yaz toplam 86 defa okundu.