Size bir şey söyleyeceğim; İnsanların sayısı çoğalıyor, meslek gruplarına bölersek her meslek grubuna sayamam ne kadar insan aday, o meslekte ne kadar insan var. Ne kadar şoför, ne kadar terzi, ne kadar kuaför, ne kadar öğretmen, ne kadar doktor, ne kadar müteahhit… Sadece kendi mesleğimize futbola bakalım. Ne kadar teknik direktör, ne kadar antrenörler, ne kadar futbolcular ne kadar masör, ne kadar malzemeci…
Şurayı geçmemek, üstünü örtmemek, gözümüzü yummamak gerekir. Ne kadar teknik direktörler, antrenörler, futbolcular, masörler… mesleklerini icra etmek için bekliyorlar başarısız, istifanızı sunun ve ondan para kazanıyorlar kulüp bulamıyorlar. Ya da iki ay antrenörlük yapanlara” takım başarısız, istifanızı sunun” deniliyor. Peki, istifayı sundular. Her bir antrenör iki ay ne kazandı? On ya da on beş bin bilemedik daha aşağısı veya yukarısı. Takım bulamayan iki ay antrenörlük yapanlar geride kalan aylarda ne yapacak, ne yiyecek ne içecek . Hele hele kirada ve apartmanda oturuyorsa! Ya da yirmi dokuz yaşında alt liglerde top oynayan kaç sene daha oynar, ne kadar para kazanır, ne elde eder? Bu futbolcu yirmi dokuzdan sonra kulüp bulabilir mi? Evet insanların, futbolcuların antrenörlerin, masörlerin… sayısı çoğalıyor ama liglerdeki gruplar azaltılıyor, takımlar azaltılıyor. Adeta çocuğunu bir kulübe gönderme, aman antrenörlük yapma, sakın masör olma deniliyor. Peki, bu acı tablonun suçlusu kim? Tabi ki Türkiye Futbol Federasyonu. Peki, soruyorum bu mantıksız uygulama ile ne kadar mesafe kat ettik? Peki, hangi 3.Lig takımımız çok iyi oldu? Dengesiz ve düşük tempoda futbol, pozisyon bilgisi ve oyunsal anlayış kısır döngüde. Kaliteli, dinamik, üst düzey, süper lig adayı kaç futbolcu var? Ya da şu sözcükler:
“ Altı maç antrenörlük yaptık, hoca istifanı sun” dediler.
“ Bu sene takım bulamadık”
“ Bal ligine dönüş yapmak zorunda kaldık”
“Eğer böyle spor ülkesi olacaksak ben futbolu bırakıyorum, çocuğumu da kulübe göndermeyeceğim”
Bir de işin başka boyutu var. O kadar yoğunluğun verildiği, çok şa’şalı ve çok para kazandıran bir meslek olarak bakılan futbolda özellikle süper ligde ya da Bank Asya 1.ligde oynayanlara ve çalıştırıcılarına diyecek bir şeyimiz yok. Pahalı arabalara biniyorlar, lüks semtlerin villalarında ya da konutlarında ikamet ediyorlar. Diğer taraftan da akıllı yatırımlar peşindeler. Bu tablo futbol adına madalyonun mutlu yüzü. Peki alt kategori de futbolcu, antrenör, masör olarak görev yapanlar. Bazı dönemler günlük ihtiyaçlarını bile zor karşılıyorlar. Geleceğe ait hiç bir yatırımları yok. Maalesef futbolcuları hiçbir sosyal güvencesi yok. Çünkü futbol hayatları yirmi dokuz yaşında bitiyor. Zaten o yaşta emekli etmiyorlar. Peki, ondan sonraki yıllar ne olacak? Meçhul. Peki, bu halin sorumlusu kim? Tabi ki TFF. Niye mi? İş imkânını kısıtlayarak,”Ey yirmi dokuz yaşındaki futbolcu, senin profesyonellik sürecin doldu, artık bir köşeye çekil de sürün” diyen TFF. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı olmak demek sadece Fener’in, Kartalın, Cimbom’un derdiyle dertlenmek demek değildir. Futbol Federasyonu Başkanına çok adaletli, çok çalışkan, çok zeki diyebilir miyiz?
Evet, yaşı 29 olan Bal ligi futbolcusu: “takımı bu sene 3. Lige çıkarsak bile ben seneye yokum. Çünkü 3. Ligde 29 yaş üstü oynamıyor.” Düşünceleriyle günde kaç kez karşı karşıya kalıyoruz. Peki, bireysel olarak futbolculara bu pazarı ve çıkmazı kim sunuyor?
3. ligde 29 yaşında oynayan futbolcu bu sene bizim takım playoff oynamazsa, takımı şampiyon yapmazsak ben zaten 3. Ligde oynamayacağım kelimeleriyle günde kaç defa savaşıyor. Bunun sorumlusu kim? Programsız, mantıksız, düşüncesiz hareket eden Federasyonumuz. Yani ne kadar çok antrenör ve futbolcular, futboldan dışlanmışlar, dairenin dışına atılmışlar, kulüp bulamıyorlar. Çünkü liglerdeki takım sayıları ve guruplar azaltılmış binlerce antrenör, futbolcular… ekmek parası için beklemek zorunda kalıyorlar. Futbolu çok seviyorsunuz, hayatınızın önemli bir parçası, paranızı da ondan kazanıyorsunuz. Ama sizin unutamadığınız ve psikolojinizi bozan bir uygulama var. O da 27, 28, 29 eyvah!
Biliyorsunuz ki Ayın iki yüzü vardır. Biri bize görünen parlak yüzü, diğeri de görünmeyen karanlık yüzü. Türkiye Futbol Federasyonun basına yansıyan bir şa’şalı yüzü var. Birde basına yansımayan karanlıkta kalmış ama karanlıkta kalmaması gereken siyah yüzü var. Parlak yüzde Kartal’ın, Fener’in, Cimbom’un derdiyle dertlenmek; siyah yüzü de alt kategoriye, orada teknik direktörlük ve futbolculuk yapanların hayatlarına,
3.Ligde antrenörlük yapan hocalarımız ”takıma ağabeylik yapacak,disiplinli futbolculara ayrıca önemli mevkilerde tecrübeli,his ve hevesine takılmayan olgun futbolculara ihtiyacımız o kadar çok ki,fakat yaş sınırı bizi iki büklüm ediyor. Gençler nefisleriyle ve hisleriyle hareket ediyorlar, tecrübeleri çok az , akıllı ve olgun davranışlar gösteremedikleri gibi istediklerimizi de saha da yansıtamıyorlar.” Evet hal böyleyken ey Futbol Federasyonu bu uygulama ile ne mesafe kat ettin demezler mi adama? Hiç mesafe kat edemediğimiz gibi futbol adına kıyım yaptık, nice futbolcu,antrenör bu işten ekmek yiyenleri sokağa attık,bedduasını aldık,kimilerini de psikolojik bunalımlara soktuk .Profesyonel liglerde top koşturanların sayısını azalttık,gelecek spor nesline de san ki “gelme bu mesleğe,senin profesyonel takımda top koşturman on bin de bir” dedik.
Bir de spor ülkesi olacağız ya.
ALTAY 1-2 İ.D.Ç.SPOR
KIRIKHAN 0-0 ÜMRANİYESPOR
İSK.SPOR 1967 0-0 KEPEZ BLD.SPOR
A.ÜSKÜDAR 1908 1-0 HATAYSPOR
Bu yaz toplam 70 defa okundu.