20 Mayıs 2012 Pazar Saat 02:06


Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ağlayan Bir Peygamberin Ümmetiyiz
15 Nisan 2010 Perşembe Saat 12:23
Gazetemiz yazarlarından Dilek Öztürk'ün Haşim Akten ile yaptığı Söyleşi...

Antakya'da sergilenen “Gözyaşı Geceleri” programına halkımız büyük ilgi gösterdi. Gazetemiz köşe yazarlarından Dilek Öztürk programın yürütücüsü Haşim Akten ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Okurlarımızı bu söyleşiyle başbaşa bırakıyoruz.
Haşim Akten'i “Gözyaşı Geceleri” programlarından tanıyorsunuz. Gerek yurtiçi, gerek yurtdışında 23 yıldır sergilenmesine rağmen halkımız tarafından büyük bir ilgiyle izlenmekte. Önceki hafta Antakya'da da bir “Gözyaşı Geceleri” rüzgârı esti. Programı büyük bir zevkle izledim. Önümden ve arkamdan birçok seyircinin ağladığına şahit oldum. Bunun üzerine kendisini daha yakından tanımak ve Antakya halkına tanıtmak amacıyla kendisine röportaj teklifimi ilettim. Ertesi gün gazetemiz adına röportaj teklifimizi kabul eden Sayın Haşim Akten'le öğretmenevinde görüşmemizi çok zor şartlar altında gerçekleştirdik. Zor şartlar altında diyorum. Çünkü öğretmenevine bir sebeple valinin geleceği haberi alınmış. Tatlı bir telaşla insanlar oradan oraya koşuşturmaktaydı. Bu hengâmenin arasında kendisine sorularımı yönelttim. ,
Haşim Akten kimdir? Kendinizi nasıl tanımlarsınız?
Sorumu “Gözyaşı Gecelerinin hamalı” diye cevapladı. “İlahiyat mezunu değilim. Sanat okulunda, tornacı, makine bölümünde okudum. İlgim olmadığı için o işle uğraşmadım. Benim kim olduğum önemli değil. Asıl Peygamberimin tanınması önemli”.
Herkesin bir ilki var. Sizin İslam ile tanışmanız nasıl oldu?
Konyalı bir ailenin çocuğuyum. Babam öğretmendi. Çocukluğum Urfa'da, Denizli'de geçti. Urfa'da çocukların hayatı berbattı. Bir arayış içindeydim. Bu nedenle kabristanlar da çok dolaştım. Üniversitede ideolojik yıllar yaşadım. İhtilal sonrası cezaevi hayatım oldu. Bu cehennemde Hz. Mevlana'yla tanıştım. Dört sene boyunca sürekli mesnevi okudum. Nerdeyse ezberledim. Cezaevinden çıktıktan sonra hayatımda yeni bir sayfa açtım.
Gözyaşı Geceleri gibi bir program yapma fikri nasıl oluştu?
“Gözyaşı” adında bir dergi çıkarıyorduk. Sonra “Gözyaşı Geceleri” fikri doğdu. Adını dergimizden aldı. Ağlatmak için yapmadık bu programı. Güldürmek için de. Ancak gülmek de ağlamak da programımızın vazgeçilmezi.
Gözyaşı geceleriyle ilgili farklı bir projeniz var mı?
Evet. Gözyaşı Geceleri'ni sinema diliyle sergilemeyi düşünüyoruz. Özen filmle anlaştık. Temmuz'da çekimler başlayacak. Aralık veya Ocak ayında vizyona girecek inşaallah.
Çocuklara yönelik bir projeniz oldu mu?
Radyomuz Gözyaşı FM'de çocuklara yönelik hadis yarışmaları yaptık. Sadece çocuklara özel Gözyaşı Geceleri de sergiledik. Ama çocuklar o kadar enerjik varlıklar ki salona hakim olamadık. Gençlere özel program yapmayı denedik. Çok farklı tepkiler aldık. Bu nedenle halkımıza hitap etmeyi daha doğru buluyoruz. Onların için de her yaştan insanlar var. Farklı enerjiler kendi içerisinde dengeleniyor.
Programlarınızda neden sarıklı, cübbeli kostümler kullanıyorsunuz?
Böyle bir soruyla ilk defa karşılaşıyorum. Özel olarak planlanmış değil. Belki ashabı ve Resulullahı anlattığım için. Belki de gençliğimde giydiğim saçma sapan giysilerin pişmanlığını taşıdığım için böyle giyiniyorum. Testinin içindeki neyse dışına o sızar. Bu kıyafetlerle kendimi rahat hissediyorum. Başka bir âleme dalıyorum. Kıyafetlerin tasarımı ve dikimi tamamen eşime aittir.
Neden insanların ağlamasını istiyorsunuz? Gözyaşı bu kadar önemli mi? 
Bir damla gözyaşı cehennem ateşine sütre. Bu bir damla gözyaşına vesile olabiliyorsam bahtiyarım. Biz ağlayan bir peygamberin ümmetiyiz. Erkekler ağlamaz dendiği için bu durumdayız. Hz. Ömer bile ağlıyor. Sen Ömer'den daha mı erkek misin? Herkesin içinde ağlamamın riya olup olmadığını soruyorlar. Peygamberimiz çarşıda, hutbede, Uhut'ta ağlıyordu. Ağlayabilseler, anlayacaklar.
Çok gezen bir insan olarak Antakya hakkındaki izlenimlerinizi merak ediyorum?
Gittiğimiz yerlerde çok az kalıyoruz. Programa gelen insanlarla tanışıyoruz. Onlarda mütedeyyin insanlar zaten. Ama Antakya denince benim aklıma ilk Habibi Neccar gelir. Böyle birinin varlığından haberdar değildim. Rüyamda gördüm onu. Camide minbere çıkmış bana hutbe okuyordu. Hayatı anlamamda, yorumlamamda etkisi olduğunu düşünüyorum. Ben de onun gibi bir savaşçıyım.
Kiminle savaşıyorsunuz?
Kötülüklerle savaşıyorum. Ama bu savaş İslamın güzelliklerini anlatma mücadelesi. Halkıma Müslüman olmakla neleri kazanacakları anlatıyorum. Hayata güzel bakan bir dini insanların gündemine taşımanın mücadelesini veriyorum. Dinimizi şiddet ve terörizm ile eşdeğer kılan anlayışa karşı savaş veriyorum.
Gözyaşı geceleri farklı bir tebliğdir diyorsunuz. Peygamberimizin hangi tebliğ metodundan yola çıkarak böyle bir program hazırladınız?
“İnsanlarla anladığı dilden konuşun” diyor Peygamberim. Bu asırda anlaşılan dili kullanıyorum. Bu konuda beni etkileyen diğer bir şahsiyet Hz. Mevlana'dır. Mevlana zamanında bilinmeyen farklı bir dil oluşturdu. Şiirle tebliğ yaptı. Sema yaptı. Ama bugünün dünyasında yaşasaydı sema yapmazdı diye düşünüyorum. Çağımın insanına İslam'ı anlatmanın bir yolu da budur diye düşünüyorum. Yüzlerce ilim ehli seyretti. Bu yaptığınız görsel bir cihaddır dediler. O yüzden rahatım. Kanuni gibi fetvalarımı aldım. Yanlış yapıyorsun desinler bu işi bırakırım. Yaptıklarımız karınca misali. Özellikle gençlere ulaşmak istiyoruz. Camiye, sohbete gelmeyen insanlara da ulaşmaya çalışıyoruz. Sahih kaynaklardan faydalanıyoruz. Sadece bunları halkımızın diline çeviriyoruz. İhtiyarımıza, gencimize, anne babaların çocuklarına yaptığı eğitime küçücük de olsa katkıda bulunabiliyorsak ne mutlu bize. Elhamdülillah Allah beni burada kullanıyor. Herkes Allahın kendisini nerede kullandığına baksın.
 Söyleşi: Dilek Öztürk (HHA)

Bu yaz toplam 2010 defa okundu.
Bookmark and Share
Bu Yazya Henz Yorum Eklenmemi.
Köşe Yazıları
Necmettin ÇALIŞKAN
BİTMEYEN ACI; ERİTRE
Mustafa HAFİF
A'RAF SÜRESİ 27-35
Selim DEMİRLİ
MÜSLÜMAN VE HEDEF
Meltem KURTOĞLU
Ammar ibni Yâsir (RA)
Selami ÇEKİÇ
Farklı Hayat 125
Dilek ÖZTÜRK
ANNELER GÜNÜ
Remziye GÜNEY
Dur Düşün 107
Ahmet YILDIRIM
RABBENA
Nevzat LALELİ MİLLİ GENÇLİKLE
TÜRKİYE GÜCÜNÜN FARKINDA MI?
NEVZAT LALELİ "YUVAMIZ"
NEYE NASIL İNANIRIZ